Antalya
BIST4500.54
DOLAR18.8459
EURO20.2249
ALTIN1133.7
BTC/USD23264.774
Abbas Güçlü

Abbas Güçlü

Mail: [email protected]

Sokak mı, ekran mı?

Teknolojik gelişmeler fizyolojik gelişmenin çok ötesine geçti. Sokağa çıkan çocuğumuz neredeyse yok gibi.

Şehir ya da kırsal hiç fark etmiyor, günün önemli bir bölümü ekran başında geçiyor. Bunun yarattığı fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik sorunlar ise her geçen gün daha da büyüyor.

Peki, ciddiye alanımız var mı?

Evet demek mümkün değil.

Bu ciddiyetsizliğin faturası, ileride, emin olun, pek çok sorundan çok daha ağır olacaktır!..

Ne yapmamalı?

Doğru zamanda, doğru yerde ve doğru sürelerde kullanıldığında, elbette teknolojiden korkmamak gerekir.

Ama eğer bağımlılık boyutuna geldiyse, işte o zaman bazı kritik kararların alınma zamanı gelmiş demektir.

Bunu yaparken, sakın ha, dayatmacı bir tavır izlemeyin, yoksa ters tepebilir!

Yani onları dijital bağımlılıktan kurtaralım derken, çok daha bağımlı hale getirebilirsiniz!

Peki, neler yapılabilir?

Örneğin teknolojik aletleri dadı olarak kullanmayın.

Kesinlikle iki tarafın da kabul edebileceği bir süre üzerinde anlaşın.

Sınırlamalar getirirken, makul, inandırıcı ve karar alma süreçlerinde paylaşımcı olun!

Koyduğunuz kuralları kesinlikle delmeyin!

Onlara yasaklar getirirken, kendinize dijital özgürlük tanımayın!

Her şeyin aşırısı gibi teknolojinin aşırısı da sosyal ilişkilerden, fiziki gelişime kadar tüm dengeleri bozabilir, aman dikkat!..

Bu konuları eminiz ki bizler gibi sizler de farklı ortamlarda defalarca dile getirdiniz. Getirmeye de devam ediyoruz.

“O halde bu tedirginlik niye?” diyenleriniz mutlaka çıkacaktır. Haklılar da ama gelinen nokta da ortada.

Ekran başında geçen süre ve mobil telefon kullanımında dünyanın önde gelen ülkelerinden biriyiz. En fazla zamanı biz harcıyoruz.

Peki, ne için?

Araştırma için olmadığı kesin. Bu yüzden, bunu ne siz sorun ne de biz anlatalım.

Sınırsız erişim ve sınırsız kullanım paketleriyle çocuklarımıza iyilik mi ediyoruz yoksa sorunlara yeni sorunlar mı katıyoruz, belli değil.

Bilim insanlarımızca keşke bu konularda çok rahat ciddi araştırmalar yapılıyor olsa.

Teknoloji korkutmasın ama!..

18 yaş altı çocuk ve gençler evde, okulda çok sıkıldı.

Sokaklarda oyun oynayacak yer de kalmadı, arkadaş da.

Sınav odaklı eğitim yüzünden öğrencinin nefes aldığı resim, müzik, beden eğitimi gibi dersler adeta yok edildi.

Giderek obezleştiler, giderek demoralize oldular ama en önemlisi giderek yalnızlaştılar. Hayattan koptular. Heyecanlarını kaybettiler.

Dijital bağımlılık nedeniyle yaşayacağı sıkıntılar, muhtemeldir ki şu anda karşılaşacağı riskler ve ruhsal sorunları gölgede bırakacaktır.

Bu yüzden dijital bağımlılıklarını yakından izleyerek, sosyalleşmeye daha fazla zaman ayırmaları için bazı minik sınırlamalar getirmekte yarar var. Onlara da özgürlük tanıma zamanı geldi de geçiyor.

Çocuklarımızı evde mi daha iyi koruruz yoksa hayatın içinde mi, bunu bir kez daha düşünmeli ve bulunduğumuz ortama göre yeni kararlar almak zorundayız.

En kötüsü, hiçbir şey yapmadan işi oluruna bırakmaktır. Çünkü çocuklarımızı alıp nerelere götüreceği hiç belli olmaz.

Dünya inanılmaz bir hızla değişiyor. Elbette bu değişimin gerisinde asla kalamayız. Dozu çok önemli. Çocuklarımızı sınav köleleri haline getirdiğimiz gibi teknoloji köleleri haline de getirmemeliyiz.

Özetin özeti: Saldım çayıra, Mevla’m kayıra mantığıyla nereye kadar?..

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar