Saygı Öztürk

Saygı Öztürk

Mail: Saygi@sozcum.com

Sancılı bir döneme giriliyor

Özel okullarda telafi eğitimi 15 Ağustos'ta, bir aksilik olmaz­sa 2020-2021 öğretim yılı da 31 Ağustos'ta başlayacak. Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, yeni öğretim yılına hazır olduklarını belirtseler de bunun gerçekçi olmadığı ortada. Okullarda hijyene önem verilmesi gerekiyor. Ama bugün birçok okulda sınıfları bile temizleyecek eleman bulunmuyor. Okul yöneticilerinin velilerden para istemesi yasak. Ama devlet de ödenek gönder­miyor. Okul müdürü ne yapsın?

Özel okulların durumu alabildiğine sıkıntılı. Okul­ların açılıp açılmayacağı belirsiz olduğu için bu okullarda öğrenci kaydı yenilenmiyor, ödeme yapılmıyor, hatta yeni kayıtlar için de bekleniyor. Açıkçası kimse önünü göremiyor. Bugün sayısı 12 bin 300 olan özel okullarda 1 milyon 400 bin civarında öğrenci var. Ödeme yapılmadığı için özel okulların önemli bir bölümü yeni öğretim yılına iflaslarla girebilir.

SAYI ARTIYOR

Sistem değişikliği nede­niyle bu yıl liselere fazla­dan başlayacak öğrenci sayısı da 600 bin civarın­da. Okul yapımları hemen hemen durmuş durumda. Yeni okullar açılmadığı gibi öğrenci sayısı da artıyor. Salgın nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı'nın aldığı bazı önlemler var. Öğrencilerin haftada 5 gün yerine haftada 2-3 gün okula gönderilmesi, ders programlarının da buna göre düzenlenmesi gündemde.

Bakanlık, geçen yıllarda özel okula giden öğren­ciler için belli bir ödeme yapıyordu. Bu kaldırıldı. Ama liselerdeki sıkışıklı­ğı önlemek için sadece 9. sınıflara özgü olmak üzere devletin desteğini sürdürmesi istenilyor. Bu durum, en azından zor durumda olan özel okullar için de can simidi olur. Bu öneri dikkate alınır mı bilemem ama eğitim sisteminin içinde bulun­duğu bu durumdan yine tarikat-cemaat okulları karlı çıkacak.

“MEDRESE EĞİTİM”

Ülkemizde “Medrese eğitimi” yaygınlaşıyor. Bu eğitimin nasıl oldu­ğunu Menzilcilerin merkezlerinde gördüm ve bunları “Menzil” kitabım­da yazdım. Öğrencinin, şeyhin karşısına sürüne­rek geldiğine, kitaplarını yere koyup üzerlerine kapanarak sözde eğitim gördüklerine de tanık ol­dum. Bu eğitimin özellikle Güneydoğu illerimizde yaygınlaştığını, öğrencinin örgün eğitimden, yaygın eğitime yani uzaktan eğiti­me yöneldiğini söyleyebi­liriz. Peki, okula gitmeyen öğrenci ne yapacak? İşte onlar da tarikatların kuca­ğına atılıyor.

Lise tercihlerinde mutlaka ve ağırlıklı olarak imam hatip liseleri de bulunuyor. Bu okullara öğrenci çekebilmek için her yol deneniyor. Örne­ğin servis ve yemek ücreti ödememesi, burs verilme­si, yatılı olarak öğrenim görmesinin sağlanması da bunlar arasında.

KAFTANCIOĞLU'NUN ÇABASI

Milli Eğitim Bakanlığı kadar bir dönem hayırse­verler de okul yapıyordu. Ama hiçbir dönemde ulusal kahramanların isimlerinin verildiği okul­lar, bu dönemde olduğu kadar değiştirilmiyordu. Uzağa gitmeye gerek yok. Ankara'da da bunları gö­rüyoruz. Okul yaptırmak isteyene, “İmam hatip lisesi yaptırma” koşulu dayatılıyor. Milli Eğitim Müdürleri'nin başarısı, yaptırdığı imam hatip sayısına göre ölçülüyor.

Milletvekili Yıldırım Kaya, sendikal mücade­lenin önde gelen isim­lerindendi. CHP Genel Başkanlığı Yardımcılığı görevi döne­minde eğitim konularıyla en yakından ilgilenen, Anadolu'dan gelenlerin mutlaka uğradığı bir isim­di. CHP'nin 37'nci genel kurulu devam ederken o delege peşinde değil, Lozan kutlaması için Anıtkabire alınmayan sivil toplum kuruluşlarının en­gellenmemesi için uğraşı­yordu. İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğ­lu'nun, Yıldırım Ka­ya'nın seçilmemesi için çok uğraştığını öğrendim. Ama, Parti Meclisi'ne girememek, Yıldırım Kaya'yı parti çalışmala­rından geri bırakmaz.

AÇIK BÜYÜK

Öğrenci sayısındaki artışa paralel olarak yeni okullar açılamıyor. Hayır­severler okul yaptırmak­tan elini-ayağını çekmiş durumda. Bir yandan da sınıf mevcutlarının azaltıl­ması gerekiyor. Yeni okul yapılamıyorsa, prefabrik okul yapımı için bazı fir­malar devreye konulabilir. Bakanlık ihtiyaç duyuyor­sa bunun için bir an önce adım atmalı. Bir prefabrik okulun maliyetinin de 40-50 bin lira arasında olduğu belirtiliyor.

Bazı illerde sınıf mev­cutları ortalama 30'un altında ama bazı illerde bu sayı 40'a yaklaşıyor. Bu konuda yapılan araştır­malar açığın öyle-böyle olmadığını ortaya koyu­yor. Sınıf sayısı arttıkça öğretmen ihtiyacının büyüklüğü de anlaşılıyor.

Türkiye genelinde yapılan araştırmalar -özel okullar da dahil edildi­ğinde- derslikte ideal öğrenci sayısı dikkate alındığında Türkiye ge­nelindeki derslik ihtiyacı 466 bin 912'i buluyor. Sınıf mevcutlarının bütün öğretim kademelerinde 24 olması durumunda derslik ihtiyacı da 116 bin 728'e iniyor. Sadece devlet okullarını inceledi­ğimizde mevcut öğrenci sayısına göre ihtiyaç 404 bin 932 derslik olduğu hesaplandı. Sınıf mevcut­larının 26 ile sınırlanması durumunda bu açık 101 bin 233 sınıf oluyor.

Yeni eğitim-öğretim yılına açıklanan tarihte başlanacak mı, başlanma­yacak mı onu da bekleye­lim, görelim.

Bu yazı yazarın bilgisi dahilinde izin alınarak SÖZCÜ'de çıkan yazısından iktibas edilmiştir.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar