Antalya
BIST3492.22
DOLAR18.5826
EURO18.432
ALTIN1018.8
BTC/USD20009.68
Abbas Güçlü

Abbas Güçlü

Mail: [email protected]

Öğrenim ücretleri

Öğrenim ücretlerine yapılan zamların aile bütçelerini olağanüstü bir şekilde etkilediğini defalarca yazdık.

Görünen o ki daha uzun süre yazmaya devam edeceğiz.

Gelinen noktaya bakıldığında herkes kendi açısından çok haklı ama nedense yük sadece velilerin sırtına yükleniyor.

Oysa, bu ağır yükün ilgili paydaşlar arasında adil oranlarda paylaşılması gerekiyor…

Öğrenim ücretlerini belirleyen iki önemli faktör var. İlki maliyet, ikincisi kâr hırsı.

Devlet vergi almaktan ya da azaltmaktan vazgeçmiyor, vakıf üniversiteleri ya da kolejlerin pek çoğu da ticarethane gibi davranmaya devam ediyor. Fatura da velilere ödetiliyor.

Eğitim kurumları, ekonomik olarak üçlü bir sacayağı üzerine inşa edilir. Harcamaların üçte birini devlet ya da vakıf karşılar, üçte birini üniversite kendi kaynaklarıyla üretir, üçte biri de öğrenciden alınır.

Doğrusu bu da peki bizdeki uygulama şekli nasıl?

Bunu ne siz sorun ne de biz anlatalım ama acilen bir şeylerin yapılması gerekiyor.

Devlet zordaki pek çok sektörü destekliyor. İyi de yapıyor. Aynı şekilde bu zor günlerinde bir şekilde eğitim sektörünün de yanında olması gerekiyor. Bunun yolu da eğitim kurumlarına destek değil, vergi oranlarını indirerek ayrı oranda ücretlerin düşürülmesini sağlamaktır. Bu geçici de olabilir, kalıcı da. Bu yapılmadığı taktirde, pek çok veli çocuğunu özel okuldan alıp devlet okuluna vermek zorunda kalacak ki, bunun devlete getireceği yük de kesinlikle alacağı vergiden çok daha fazla olacaktır…

Konuyu, dönem dönem Maliye Bakanlarına da anlatıp sektöre yardımcı olmalarını söylediğimizde, yaklaşımları hep pozitif yönde oldu ama nedense ilgili kurumlar bir araya gelip bu taleplerini, Ankara’ya güçlü bir şekilde hissettirmediler.

Nedeni de maalesef çok incitici: “Onlar batsın ki, öğrencileri bize gelsin.”

Elbet hepsi böyle düşünmüyor ama böylelerinin yok olduğunu söylemek de kendimizi kandırmak olur…

Öğretim kurumlarına ve özellikle de üniversitelere gelince, adları ve statüleri vakıf üniversitesi olsa da çoğunun özel üniversiteden hiçbir farkı yok. Algı da zaten o yönde. Çok daha önemlisi öğrenim ücretleri dışında ne bağışta bulunuyorlar ne de kaynak üretiyorlar. Verdikleri burslar da diğer öğrencilerin sırtına yükleniyor. Bu konuda da yeni düzenlemelerin getirilmesi gerekiyor ama belli ki

YÖK’ün işleri o kadar çok ki

bu konulara sıra gelmiyor!..

Veliler ise paydaşlar içerisinde en mağdur ve masum olanı.

Çocuklarına iyi bir gelecek sağlamak için ellerinden gelinin çok daha fazlasını yapmaya çalışıyorlar ama istenilen zamlı ücretleri ödemeleri mümkün değil.

Dışarıdan bakıldığında çocuğunu koleje ya da paralı üniversitelere gönderenler varlıklı aileler gibi görünse de en az üçte ikisi dişinden, tırnağından artırıp çocuğunu özel okula gönderen orta ya da orta üstü gelir grubuna sahip aileler.

Paraları yoksa neden gönderiyorlar sorusuna gelince, bu öyle kolay kolay cevaplanacak bir soru değil…

Peki, bu noktada ne yapmak gerekir?

Yükün adil bir şekilde paylaşılması için gerekli düzenlemelere gidilmeli, eski öğrencilerin hakları mutlaka korumalıdır. Yüzde 100’ü aşan zamların altından kalkmaları mümkün değil. Böyle olacağını bilselerdi muhtemelen hiç böyle bir maceraya girmeyeceklerdi.

Özetin özeti: Özel öğretim kurumları güçlenerek yollarına devam etmek istiyorlarsa öncelikle öğrencilerine ve öğretim kadrolarına sahip çıkmalı ve haklarını sonuna kadar korumalılar…

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar