Antalya
BIST4923.23
DOLAR18.6442
EURO19.2807
ALTIN1042.5
BTC/USD16234.314
Abbas Güçlü

Abbas Güçlü

Mail: [email protected]

‘Canlı popülasyonu son 50 yılda yüzde 60 azaldı!’

Mısır’da düzenlenen İklim Zirvesi görünen o ki yeterince ciddiye alınmadı. Günü kurtarmanın ötesine geçilemedi. Oysa tehlike büyük hem de çok büyük. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker 1-2 Aralık 2022 tarihinde Ege Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Biyoçeşitlilik ve Ekosistemler Çalıştayı öncesinde tehlikenin boyutları konusunda kamuoyunu bir kez daha uyardı:

“Çevre kirliliği, doğal alanlarda yapılan değişiklikler ve iklim değişikliği etkileriyle 1970’ten bu yana doğal hayatta canlı popülasyonu yüzde 60 azaldı, bir milyon canlı türünün nesli tükenme tehlikesi altında. Denizlerdeki mercanların 30 yıl içinde yok olma tehlikesi altında olduğu biliniyor. Bu doğrultuda dünyada ve ülkemizde biyoçeşitlilik ve ekosistemlerin güncel durumu, önemi ve korunmasıyla ilgili konuların ele alınması ve tartışılması amacıyla düzenlenen çalıştayımızın sonuçlarını içeren raporu da en kısa sürede yayınlayarak kamuoyuyla paylaşacağız.”

Peki, böylesine önemli bir konu sadece bilim insanlarını mı ilgilendiriyor?

Politikacılar, sivil toplum örgütleri, işçiler, işverenler, medya ve diğer dinamikler bunun neresinde?

Çocuklarımıza, torunlarımıza daha yaşanabilir bir dünya bırakmak hepimizin asli görevi değil mi?

Öyle ya da böyle bir seçim atmosferine girildi.

İleri ülkelerde seçmen eğilimini belirleyen en önemli etkenlerden biri de bu konu. Yani küresel ısınma, yani hızla yok olan ekolojik sistem, yani kuraklık, açlık ve ölüme karşı alınacak önlemler!

Bu onlar için çok önemli de bizim için değil mi?

Umarız önümüzdeki seçimlerin önemli gündem maddelerinden biri de bu olur!..

MEB ve YÖK, bu hayati konuyu seçmeli ders olarak değil de zorunlu ders olarak istisnasız tüm okullarda ve tüm bölümlerde müfredat programlarına alır. ÖSYM de sınavlarda bu yönde sorular sorarak duyarlılığı artırır.

Televizyonların bu yöndeki sosyal sorumlulukları inanılmaz boyutlarda ama bu kimin umurunda!

RTÜK en azından bunu hatırlatamaz mı? Dizilerin içine yerleştirilecek birkaç sahne bile etkili olacaktır.

Üretim, üretim, üretim…

Ekolojik sistemi ve ekolojik alanları korumanın yolu, doğayı rant için yağmalamaktan ya da kendi haline bırakmaktan değil, onu en iyi şekilde ekolojik olarak değerlendirmekten geçiyor.

Topraklarımız gübre yorgunu, akarsularımız atık su kanalı haline geldi. Havamız eski hava değil.

Denizlerimiz her geçen gün daha da kirleniyor.

Canlı türleri böylesi bir ortamda nasıl yaşamlarını devam ettirecek?

İşte bu yüzden okullarımızda her şeyden önce temel yaşam kurallarının yanı sıra doğayı yani toprağı, havayı, suyu, yeşili korumayı öğretmemiz gerekiyor.

Üretim, olmazsa olmazımız ama bunu ekolojik yaşamı yok edecek şekilde değil, devamlılığını sağlayacak şekilde gerçekleştirmeliyiz ki bizden sonraki nesiller felaketlerle mücadele yerine huzurla yaşamlarına devam edebilsinler.

Eğitim, bilim, okul, üniversite, elbette hepsi de çok önemli ama yaşam odaklı olmalı.

Yaşamı hiçe sayan sınav odaklı bir eğitim anlayışı şimdi değil de ne zaman sorgulanacak ne zaman yeni açılımlar getirilecek?

Deprem sonrasında ve pandemi döneminde yaşadığımız acılar yetmedi mi?

Açlık en acımasız olanı. Ne olur bu konuyu hafife almayalım.

Özetin özeti: Öncelikler sıralamamızı tepeden tırnağa hep birlikte yeniden gözden geçirelim ve geleceği ona göre tasarlayalım. Yoksa gelecek nesiller bizi affetmez.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar