Antalya
BIST4500.54
DOLAR18.8391
EURO20.2239
ALTIN1136.5
BTC/USD23352.273
Ayşe Sucu

Ayşe Sucu

Mail: [email protected]

Akla mantığa Kur’an’a aykırı rivayetler

Varlık içinde her şey evrimsel süreçlere tabidir. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” sözü, değişimi anlatan en iyi cümledir. Bu değişimden ahlaki yargılarımız da payını alır. İnsanlık bilimsel, toplumsal ve siyasal konularda gelişme kaydettikçe, insana ve hayata bakışını değiştirmek zorunda kalmıştır; daha yüz yıl öncesine kadar köleliği hararetle savunan toplumlar, bugün konuşulmasından bile rahatsız olur. Dolayısıyla ahlaki ve kültürel yargıların sürekli revize edilmesi gerektiği açıktır. Tekâmül kaydetmiş konularda geriye doğru inşa çalışması abesle iştigaldir. Ana sorun, fürûat denilen esastan olmayan, şartlara göre değişkenlikler arzeden konuların “asıl” olarak ele alınmasıdır. Bu da metotsuzluğu gösterir; zira doğru bilgi/çıkarım doğru metotla öğrenilir. Ünlü hukukçumuz Ahmet Cevdet Paşa'nın “Usul esasa mukaddemdir” ilkesi, hukukun insana tanıdığı temel hak ve özgürlüklerin koruyucusu olması sebebiyle esasın bir parçasıdır. Demem o ki, şu alimin kitabında bu var, şu hadis kitabı böyle diyor deyip, tahlile ve tenkide tabi tutmadan din bunu söylüyor denilemez. Hiç kimse hatadan münezzeh değildir. Hiçbir alim kendi eserine mutlak doğrudur dememiştir. Dolayısıyla her alimi ve hatta her peygamberi kendi tarihselliği içinde anlamaya çalışmak gerekir. Bugün insanlığın ortak aklı ve tecrübeleriyle ulaşmış olduğu “Kimse kimseden üstün değildir, insanlar özgür ve eşit doğarlar, inançları-ırkları-cinsiyetleri ne olursa olsun ötekileştirilemezler, din ve vicdan özgürlüğü temel haktır, hiç kimse Tanrı tarafından imtiyazlı değildir” vb. temel kabuller dikkate alındığında -ki bugün kimse bunlara itiraz etmemektedir- dinin bu konulara yaklaşımı ne olabilir sorusuna cevaplar aramamız gerekir. Geçen hafta alıntıladığım “Peygamberimin mütevatir, meşhur, sahih, hasen hatta zayıf hadislerine bile iman etmişiz” sözü, bana, hadis kitaplarında yer alan kadınlarla ilgili rivayetleri hatırlattı. İzninizle sözlere genişçe yer açayım:

RİVAYETLERDE KADIN

“Kadınlar, insanın karşısına şeytan gibi çıkarlar.”

“Benden sonra erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne sebebi bırakmadım.”

“Namaz kılanın önünden köpek, eşek, domuz ya da kadın geçerse namaz bozulmuş olur.”

“Kadın aklen ve dinen dûn/eksik yaratılmıştır”

“Kadınları göze çarpan mevkilere oturtmayın, yazı yazmayı da öğretmeyin.”

“İşlerini kadınlara havale eden topluluk iflah olmaz.”

“Kadınların söylediğinin aksini yapın. (Onlara muhalefet edin)

“Kız çocuğunun idrarını temizlemek için yıkamak gerekir, erkek çocuğunun idrarını temizlemek için su serpmek yeterlidir.”

“Şayet kadının kocasının ayağından başında saçlarının ayrıldığı yere kadar irin ve iltihapla kirlenmiş olsa sonra kadın bunu dili ile yalasa kocasının hakkını ödeyemez.”

“Cüzzam hastalığının onun etini deldiğini, iki burun deliğini yırttığını, bu iki burun deliğinden kan ve irin aktığını görsen, sonra onun hakkını ödemek için ağzınla bu iki burun deliğinden akanları yalayıp yesen, ebediyen onun (kocanın) hakkını ödeyemezsin.”

“Uğursuzluk üç şeydedir: Kadın, ev ve at.”

“Kadınları zarar vermeyecek miktarda aç, aşırı gitmeyecek kadar da kıyafetsiz bırakın. Çünkü kadınlar iyice doyar, güzelce giyinirlerse onlar için dışarı çıkıp gezmekten daha sevimli bir şey yoktur. Fakat onlar biraz aç, biraz da çıplak kalırsa onlar için evde oturmaktan daha hayırlı bir şey yoktur.” 

YAŞAYAN SÜNNET İLE HADİS FARKI

Hz. Peygamber'e atfedilen kadın karşıtı söylemi, günümüzde hangi kadın kabul eder sorusunu dahi gereksiz bulurum. Ancak bu rivayetleri hadis kabul edip dinin bir gereği olduğunu iddia edenler, kendi kızlarının, bu anlayışı benimsemiş ve beklentileri de bu doğrultuda olan bir erkekle evlenmelerini ve hayat sürmelerini isterler mi acaba? Soru bu. İkincisi Hz. Peygamber'in uygulamaları (Sünnet) ile bu sözlerin çatıştığını en başta Hz. Ayşe'nin rivayetlerinden anlıyoruz. Dolayısıyla yüz binlerce sözden oluşan o dönemin kültürünü ortaya koyan hadis külliyatı tarihsel değeri olan bilgiler içerse de bunların elekten geçirilmesi ve hadislerin kendi içinde bir tutarlılık arz etmesi gerekir. Nitekim bu konuda sistematik hadis tenkidi çalışmalarının var olduğunu biliyoruz. Kaynağı sağlam dahi olsa akla, mantığa, bilime aykırı rivayetlere itibar edilmemesi gerektiğini en başta ‘akıl' insana söylüyor; kaldı ki, Kur'an da taakkulu ve makulü istiyor. (Furkan/44) Haftaya devam edelim.

(10 Aralık Cumartesi, saat 18.00'de, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği “Kadının Gücü Var” konulu programda konuşmacıyım. Yer: İBB Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür Merkezi, Sultanbeyli. Bekleriz efendim.)

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar